Mey çalarken yüreğimin ince perdeden sızısını
Aşklar gelip diziliyor yokluğumun yamacına bir bir
Sesler çınlıyor içimde
Ey aşk
Kızgın mısın bana
Bu surat bu gül cemal ondan mı yerlerde böyle
Bilirim
Bağışlamayacaksın beni
Hem gönüllere aşk meyli verdirip hem kaçmak kimin haddine
Anla aşk
Ben çağırmadım o yürekleri böyle karşıma
Sev demedim hiçbir faniye
Gözüm yoktu yüreklerinde senden bir katre öteye
Ben gül değil
Gül bahçesini hayal ediyordum
Gül ellerimdeyken Gülşen rüyaları kuruyordum
Aşığı değil
Aşkı kucaklamayı bekliyordum
Oysa onlar aşk diyorlardı ellerime dokunduklarında,
Ben aşkı bir sende tadarım
Fani gönüller ırak bana
Beyazlara bürüdüğüm ruhum zamansız tavaflara uyanıyor kuytunda
Ben aşk diyorum
Bedenler diziliyor kapımda
Hangi göz
Hangi yüz
Hangi yürek
Senin bir zerreni verebilir bana
Milyarlarcayız
Hepimizi toplasan
Senden aciz bir nefesiz
Şimdi aşk
Kızma bana
Ben bu varlığımı kirletemem
Zamansız susuşların arifesinde patlayan
Yalancı öpüşlerin koynunda
Ben ne bir kuzuyum
Ne de hayat kurt
Ben yolunu kaybetmiş seyyahım
Dünya varlıksız bir yok oluş
Şimdi özleme beni
Sevme
Anma adımı ha bire
Bırak kaybolayım dünya da
Ben zaten kara yaslardayım
Kovulmuşum mabedimden
Yirmi iki senedir gurbetteyim
Ellerimi bulamışım dünyaya
Çırpındıkça kaybolmaktayım
Bilir misin?
Gölgeleri yoktur aslında her insanın
Kimi zaman şehveti vurur
Kimi zaman yalnızlıkları
Gölge diye duvarlara
Ben yalnızlığa emanetim
Kaybolmuşlar gülse de bana
Çevirdiğim et yığınlarına aşk diyip sarılsalar da
Çocukça bir umutla
Anladım aşk
Sen çoktan terk-i diyardasın
Ötelerden bakıp
Zulmetlerde figandasın
Ağlama
Gün gelecek düşeceğim yine
Dizlerinin dibine
Saçlarım öpecek ellerinden
Dikenleri temizleyeceksin yüreğimden
O zaman kavuşacağım Gülşenlere
Ey yar
Al beni koynuna
Sen dokun ben yok olayım
Sen sev
Ben varlığın da
Kaybolayım
Ne zamanlar gelse geçse
Yüreğim senin bin asır öten de
Şimdi kapadım gözlerimi
Zaman akacak ellerimden
Sen diye bir düş kuracağım
Uzaklar bitecek bastığım yerde
Hadi
Kapa gözlerini dursun dünya
Er geç huzura bulanacağım
Kuytunda.
Burcu Akkanlı
.
Ben !
Bütün sırlarımı gayya kuyusuna gömüp,
Elim kolum bağlı giderken,
Sen de ağlayacaksın aşkım, belli.
İşte gökyüzünde kara bulutlar,
Hafiften esiyor ılık bir rüzgar,
Yağmur da yağmaya hevesli,
Ufukta fırtına var çıkacak, belli.
Kim demiş ki sana günlerin hep karanlık olacağını,
Kim demiş ki sana Güneş'in hiç doğmayaqcağını,
Ve kim demişi ki sana bu aşkın hazan olacağını,
Söyle kim demiş:Ayrılacağımıza inanacağımı ?
Söyle kim demiş:Umutlarımızın yok olacağını.
Ama sevdiğim,
Seven sevdiğini terk eder mi?
Hele hatırla !O çınar ağacının altındaki güzel günleri,
Aşktan yana,sevgiden yana ne varsa dökmüştük ortaya;
Yılmak yok !
Umut var! Umut,
O günler yine gelecek geri.
Biliyorsun aşkım,
Aşkın da bedeli ödenmeli,
Yağma yok güzelim,
Bu da yeni aşk modeli,
Ey !Sahtekar dünya !
Aşk ta mı karanlığa girdi?
Aşk da mı bedelli ?
Bakma sevdiğim,
Bu koyu karanlığa,
Gizlice gel gir koynuma,
Senin yerin belli,
Seni koynumdan kim alacaksa,
Onun bedelini ödemeli.
Üzülme canımın içi,
Koyu karanlıklar olsa da,
Yarın için,gelecek için,umut için;
Yine doyasıya sevmeli,sevişmeli.
Yine Güneş eski yerinden doğacak,
Yine yeni gün gelecek geri,
Yeni umutlar yeşerecek toprakta,
Baharın bize hava basmasından belli.
Tüm acıları solladı yüreğim
Tam çarpacakken oysa umutsuzluğa...
Döndüm bir baktım ki aynaya
Gördüğüm yüz bana ait değil...
Dedim ne bu hal gel artık kendine
Kim değer ki bu perişan haline
Yaşandı bitti gidene güle güle
Sen gönlünü ver hak edene....
Göreceksin ondan ibaret değil bu hayat
Ne varsa onu hatırlatan fırlat at
Bu gece kendini baştan yarat...
Kırgın gün dönümünde
Sorgusuzluğu tutuklu anda
Dönmez yüreğim
Ben haddimce gülerim
Durmasını bilenlerdenim!
Kanıma sığmıyor sınıf telaşı
Yürek bu değil mi?
Avuç kadar hani
Gölgesinden korkulan
Yüzerim kan olsa da içi
Güler geçerim...
Öfke değil elbette
Nasibi yağmur sanan sese
Ufak bir enstantane
Benim dağlarım hep yeşildir
Renk renk çiçeklerim
Ve
Türküm susmaz
Ya nasiplen kendince
Ya da çekil!
Kolay değil azarlamak...
Buda olmaz
Kabahate dem vurulmaz be gülüm...
Sen yinede kınında asil
Duruşunda vakur kal
Saygıyı hak eden yüreğe
Can ile demlice sal...
// söz meclisten dışarı...//
.
en son avuçlarından öpmüştüm
saçların ıslaktı
güvercinlerin kanat çırpınışları kadar
ayrılığı yaşıyordu ellerimiz
söylesene aşk mı fısıldamıştın
yerinde duramayan yüreğime
söylesene
şimdi nereye
kurşun siyahı akşamda
gidişinin hüznüyle sarardı yapraklar
acı bir farid yayıldı kentin üstüne
daha âminden inmemişken eller
ağlamak için sıraya durdu çiğdemler
dibi kurumuştu aşiyanımızın
ölmüştü begonyam
sararmışken hayaller
artık sırlı bakışlarını arıyorum
çölleşmiş caddelerde
tutsağım anılarla dolu bedenine
tahammül sınırını aştı yokluğun
sana akarken patiska yollar
seni solurken sensiz zamanlar
kaybolmuş bir gölgede
acıtıyor benliğimi
gezdiğimiz sokaklar
izin de silindi artık
cam kırıkları avuçlarımda
kanamıyor
can yok ki damarımda
« Önceki :: Sonraki »